Musiki
Boynundan koparıp hiddetli elin, Mermerler üstüne attığı inci, Sonra birden coşar sesi her telin, Ruha damla damla akan sevinci.
Öpmeler, sarmalar, baygın nefesler, Her kalbe çılgınlık veren hevesler, En fazla gönülde bir mevsim sürer, Hep bunlar bir rüya gibi geçici.
İçimde daima bir eski bahçe, Tarhları dağıtmış rüzgârlar gece. Musiki savrulmuş bir güldür bence, Her nağme havada bir gül tüveyci.
Besbelli
Besbelli ölümüm sabahleyindir İlk ışık korkuyla girerken camdan Uzan başucumda perdeyi indir Mum olduğu gibi kalsın akşamdan Sonra koş terlikle haber vermeye "kiracım bu sabah can verdi" diye Üç beş kişi duysun ve belediye Beni kaldırmaya gelsin odamdan Evden çıkar çıkmaz omuzda tabut Sende eller gibi adımı unut Kapımı birkaç gün için açık tut Eşyam bakakalsın diye arkamdan.
Başbaşa
İşte bir vazoda açmış iki gül İşte bir saksıda eşsiz kuşkonmaz. Gülleri gördükçe gönlüm bir bülbül Saksıya baktıkça içimde bir haz.
Dışarda fırtına, uğultu, tipi Odada sessizlik tutulur gibi. İşte o da geldi, evin sahibi Oturduk, eskiden konuştuk biraz.
Dışarda fırtına, tipi... Yerler kar İçerde başbaşa iki bahtiyar. Onları ısıtan eski bir bahar Dışarda yepyeni bir kış, bir ayaz.
Rüzgar gülü
Her yandan duyarım bir gül kokusu, Meltemle dağıtır uzak bahçeler. Günbatısı, poyraz ve gündoğusu, Cenup rüzgârları ruhumu çeler.
Bilmem ki nerede bu gizli bahar? Nereden bu ıtri alıyor rüzgâr? İklimler dışında bir iklim mi var? Ne fecir bir şey der, ne şafak söyler.
Gün olur çağırır beni her ufuk, Sevdalar eline başlar yolculuk, Elinde bir rüzgârgülü, bir çocuk, Durmadan yüzüme bakarak üfler.
|