netkitap.com


Kerrar Sanal Kütüphane

23/7/2007 - BEHÇET NECATİGİL ŞİİRLERİ

Bir Susma Eğrisi

Susmanın ibadet
Olduğu yerde
Ne çok
Konuşuyordu.

Arada bir, tek başına yaşayan
Hasta, yaşlı birini
Yoklamaya gider gibi
İç denetimden geçebilirdi.

Seslerin hele kof, sığda
Çiğ ve güncel
Eriyeceğini havada
Bile bilmiyordu.

Kınayan, sessiz bakışlar
Ancak bir akşam üstü
Beklemiş, çok beklemiş
Birden sözünü kesti.

 

Bir Kapı

Açıldıkça çarpar, içe dönük bir kapı
Ama sen - - ancak bu oldukça.

Kırılır - - yıkılırken çekil,
Karanlık park ağaçlar bir sıra.

Yalnız - - sonra seni kim anlatır
Ne anlatır yokluğunda?

 

Bir Bir daha Bir daha

Tanrı imtihan eder
Tekrar imtihan eder
Kul hazır ümitler
Kendi öyle zanneder.

Kiminde hafif geçer
Hatta bir şey sorulmaz
Kiminde bu kaçıncı
Çokları isyan eder.

Değişik konular
Ne belli bir kitap
Ne bunca hastalıklar
Birbirine benzer.

Ezelden yazılmışsa
Geçilir ince köprü
Herkes mutlu olamaz
Boşunadır çareler.

Onu neye bıraktı
Sır gözetir Tanrı
Kutsal aydınlığına
Sırları kalkan eder.

 

Bir Albümden Resimler

Okunmuş toprak
Çocukluğumun resmi
Sargıdan görülmüyor
Boynumda köstebek izleri.

Lise son sınıf
Gençliğimin resimleri
Gülümseyen arkadaşlar
Neydi isimleri?

Kuytu köşe, kitaplar
Gömüldüğümün resmi:
Yüksek okul, bir onuru korumak
Habersiz çekilmişti.

Sonra her şey değişti
Yolum bir ormana düştü
Gür otlar, çalı, ceylan
Vurulan ben oldum, bu onun resmi.

Bunlar da ellerim yazgı çizgi
Derken tenha bahçe
Biraz dinleneyim dedim
Kovulduğumun resmi.

 

Bilmeceler

Elimde ne var
Elimde, avucumda..
Gene ne var
Yolların ucunda?

Avucu alalım:
Yüzük, değirmen taşı
Hançer, kama
Defne dalı?

Buğday, karınca
Hangisi kimden
Süleyman'dan,
Adem'den?

Yollara bakalım:
Yolların sonu dağ,
Bir sütun mu yoksa
Ferhad'ın deldiği?

Bilemem bildiğim
Zaman zaman zamanın
Bize neler verdiği,
Bizden neler aldığı.

 

Beyler

Sökülende bir çadır
Yaklaşırken çıngırak
Deve boyunlarında
Kulak çınlamaları.

Önünde, uzakta alıştığın sofra
Alırken ondan ondan
Çıt eder, çatlar fanus
Kulak çınlamasından.

Ne telaş, ne de ezgi
Çevrenizde güzeller
Yahu, beyler!

Kesilir uğultu
Silinir arazi
Gider tapu, beyler!

 

Bellek

Yaşlılık, bıkıldı
Zaman geçer: Bir kitap
Çevir sayfalarını.

Yok bu çölde
Bittikçe baştan
Çevir sayfalarını.

Açtıkça yaprakları
Değişen bir çiçek dürbünü - -
Çoğu yararını gördü

 

 

Başsağlığı

Ben uzaklarda olmalıyım, çok uzaklarda
Acılar unutulduktan sonra
Dönmeliyim.

Ölümlerin karşısında şaşırıyorum
Ne desem ki
Düşünüyorum.

Kalanları ağlıyor gidenin
Benim gözlerim kuru
Herkes bana bakıyor, biliyorum
İçlerinden geçenleri.

Başsağlığı dilemek
Garibime gidiyor
Ölen öldü, sen yaşa
Küçültmeye benziyor.

Beni böyle kitaplar mı yaptı ne
Kağıtlarda gidenlere içlenip ağlayan ben
Hayattaki ölümlerde put gibi duruyorum.

Ben canavar ruhlu muyum
Bir ölü evinde tek söz söylenmeden
Put gibi duruyorum

kimse anlamaz derdimi
Ben uzaklarda olmalıyım, çok uzaklarda
Bir yakınım öldümü.

 

Barbaros Meydanı

Biliyorum ayıp ve mânasız
Ama peşlerinden gidiyorum
Gezmeye çıktıkları vakit
Ana kız.

Utanır da belki
Anasının sırtındaki
Yeldirmeden,
Kız bir adım önde gider
Sezdirmeden.

Beşiktas'ta Barbaros Meydanı
Sağı anıt, solu türbe
Ortası kare şeklinde,
Parkıdır yoksulların
Bilhassa yaz ayları.

Fidanların, mezarların önünde
Yontulu taşlar çepçevre,
Yer yer banklar konulmuş,
Meydana dolmuş millet
Sıra sıra oturmuş.
Ah genç kız kalbi,
Sıralara bakar elbet.

Meydanın ilerisi deniz kıyısı
Karaya çekilmiş kayıklar
İskele gazinosu yanda
Sulara dökülmüş ışıklar
Üsküdar şu karşısı.

O nemli topraklara
Ana çöker yorgun argın,
Kalmış gözü arkada
Kendi ayakta kızın.

 

Balbal

Kaç yaş yaşadı umutlar
Uçup gittiğinde
Girdiğim yas törenleri
Sahiden girdim mi?

Yüzdeye vurunca
Kaçta kaç sevinç
Acılar içinde
Sahiden sevdim mi?

Görür gözüm görmezden
Bilir usum bilmez gibi
Aldanıp al kumaşları
Sahiden giydim mi?

Mızrak batımı kar
Mutsuzluk ovalarında
Aradım, savaştım
Sahiden buldum mu?

Yere dikili gözler
Baktım bir yerde yukarı
Yukarda - -
Sahiden gördüm mü?

 

 

Ayrılıklar

Karadenizde gemilerin mi battı,
Ağzını bıçaklar açmaz,
Üzüntüdesin gayet.
Sen sızlanmışın çok mu,
Bize edebiyat öğretmeni anlattı:
Neyler bile etmiş şikayet.

Baktın ki olacak gibi değil,
Unuttu diyelim nihayet;
Yine de bulunur tesellisi:
Dünyada başka kız yok mu,
Elini sallasan ellisi -
Mesele bundan ibaret.

 

Atatürk'ü Duymak

Ulu rüzgarlar esmedikçe
Yaşamak uyumak gibi.
Kişi ne zaman dinç
Dalgalanırsa bayrak bayrak gibi.

Ne var şu dünyada ekmekten daha aziz?
Sürdüğün tarlalara sevginle serpildik,
Ekmek olmak icin önce
Buğday olmak gibi.

Silinir sözlüklerden sen hatıra geldikçe
Cılız sözler: usanmak, yorulmak, durmak gibi.
Kuvvettir yaptıkların her yeni yetişene,
Bir ışık-kaynak gibi.

En yakınlar zamanla fersahlarca uzak gibi;
Bir sen varsın kalacak, bir sen ölümsüz
Daha da yakınsın, daha da sıcak.
Bıraktığın toprak gibi.

Kaç Türk var şu dünyada, bir o kadar susuz:
Hepsinin gönlünde sen, bir pınar bulmak gibi.
Ancak senin havanda sağlıklar, esenlikler;
Olmaya devlet cihanda Atatürk'ü duymak gibi.

 

 

Aşk Gelmiş Cihana

Kız kaptırdı gönlünü
Sevdiği oğlan kalpsizin biri
Alay etti güldü...
Hiç aşka gülünür mü?

Ne çare, cahil aklı
Kız hastalandı, yattı
Mumda yandı pervane... öldü.

Oğlan sormakta haklı
Hiç aşktan ölünür mü?

 

 

Akşam Şiiri

Birden hatırlarsın,
O da seni - - birden bazan:
Nerde, ne yapar şimdi
Parlar bir özlem anılar arasından.

Bu akşam ne garip sözcük
Sanki ilk duydum, yadırgıyorum:
Akşam. Bilmem bulur muyum
Yollara baksam?

Söner yangın birazdan
Yatışır özlem.
Bir gün karşılaşırız
Bir gün, bir yarım akşam.

 

 

Aile Durumu

Yemeden olmuyor
Yapılara, yakıtlara, taşıtlara
Ödemeden
Yememize ne kaldı?

Sıcak durulmuyor
Otur oturduğun yerde
Geçsin bu gün de gidersiz
Geçmemize ne kaldı?

Vurulsa yüzdeye
Kaçta kaç yaşamak
Bir şeyler görmeye
Görmemize ne kaldı?

 

 

Acı Utanmak

Büyüsün küçülmen,
Bu senin yakının!
Yaklaştın mı sağlığında
Şimdi de uzaksın!

Duyur istersen
İlanlar ne yapsın?
Ana baba kardeş
Yaşarken ne yaptın?

Görseler gazetelerde
Dostlar tedirgin
Bir iki telefon
Yeter üç beş akraba.

Yükler ağır kaldırdınız
Kırık, ezik bir yığın.
Göm, gömülmez
Utancın, uzaklığın.

 

Abdal Musa

Bir piston
Kalmamı ister dilediği yerde
Tekler çoğulluğumu
Bir dinozor zor yer beni:
Yadi can beygir gücü.

Karıncaydı devenin
Tepip oyluğun ezen,
Bir bücür yere çaldı
Dev gibi pehlevanı - -
Unuturlar anı.

Bir sürek avında
Ölüsünü görmeye gelirler,
Abdal Musa demişler
Bağrına saplı oku
Çıkardı verdi geri.

Bu söz ibret sözüdür
Arifler ocağında
Yanar özge bir ateş
O ateşin dilleri,
Hele bir gel beri.

Yorum yaz!

19/3/2008 - şiir hakkında

Yazan isimsiz
şiirleriniz çok güzel ama kuşlarla ilgili bir şiir yazsanız güzel olur.Çünkü işime yarayabilir
Bağlantı

<- Son SayfaSonraki Sayfa ->


Son Yazılar

ŞAİRLER
Atatürk İle İlgili Şiirler
MEVLANA ŞİİRLERİ
AZİZ NESİN ŞİİRLERİ
AHMET SELÇUK İLKAN
AHMET HAŞİM ŞİİRLERİ
ASAF HALET ÇELEBİ ŞİİRLERİ
ABDÜLHAK HAMİT TARHAN ŞİİRLERİ
ABDURRAHİM KARAKOÇ ŞİİRLERİ
AHMET HAMDİ TANPINAR ŞİİRLERİ
AHMET KUTSİ TECER ŞİİRLERİ
AHMET MUHİP DIRANAS ŞİİRLERİ
BEHÇET NECATİGİL ŞİİRLERİ
ARİF NİHAT ASYA ŞİİRLERİ
AHMED ARİF ŞİİRLERİ
ATİLLA İLHAN ŞİİRLERİ
NEDİM ŞİİRLERİ
NESİMİ ŞİİRLERİ
FUZULİ ŞİİRLERİ
NECİP FAZIL KISAKÜREK ŞİİRLERİ
MEHMET AKİF ERSOY ŞİİRLERİ
AŞIK VEYSEL ŞATIROĞLU ŞİİRLERİ
YUNUS EMRE ŞİİRLERİ
AŞIK ALİ İZZET ÖZKAN ŞİİRLERİ
TESLİM ABDAL ŞİİRLERİ

Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım

Sohbet Sitesi
Oyun Oyna

Kategoriler

  • AYDINLARIMIZ
  • FIKRALAR
  • OZANLARIMIZ
  • REKLAM
  • SANAT
  • Counter
    Free Counter
    Düşlerin Yorumu 1
    Sigmund Freud

    PAYEL YAYINLARI
    Düşlerin Yorumu II
    Sigmund Freud

    PAYEL YAYINLARI
    Gayet Ciddiyim
    Gülse Birsel

    EPSİLON YAYINLARI